Türk Spor Tarihinde Bir İstisna: Ersan İlyasova

Emre Avvuran

Ülkemizi futbol, basketbol, tenis fark etmeksizin her spor dalında temsil eden önemli isimler oldu. Ersan da bunlardan biri ve bana göre hepsinden ayrılan bir oyuncu. Bizim başarılı olan temsilcilerimiz genelde yetenek-coşku kombinasyonu ile oynarlar. Milletimizin genel özelliği olan coşkunun spora yansıması olarak başarılı sporcularımız yeteneklerine ek olarak coşku ile oynarlar. 

Yetenek-coşku kombinasyonu da harika fakat bu birleşim oyuncular prime dönemindeyken işe yarayan bir denklem. Zamanla yetenekler köreldiği zaman coşku da haliyle kayboluyor, etkisi kalmıyor. Dünya geneline baktığmız zaman dünyada bile aklıyla oynayan oyuncu sayısı çok azken bence bu ülkemizde daha az bir oranda.

Ersan Ilyasova ise Özbekistan doğumlu babası Türk annesi Rus olan, Ülkerspor’un keşfedip eğittiği bir Türk çocuğu olarak bence hepsinden ayrılıyor. Evet Ersan yetenekli bir oyuncu ama yeteneğinin yanına daha çok aklını ekleyen bir oyuncu. Yetenek-oyun aklı birleşimini daha uygun bulduğum için Ersan’a coşkusuz ya da diğer oyunculara akılsız demiş mi oluyorum? Tabii ki hayır. Demek istediğim şey oyuncuların oyunlarını oturttukları temel direkler. Ersan coşkulu bir oyuncu ama onu bulunduğu seviyede tercih edilir kılan şey coşku veya yetenek değil oyun aklı.

Yetenek temeline coşku değil de zeka eklemek çok ayrıcalıklı. Çünkü yetenek gittiği zamanlarda coşkunun gitmeme ihtimali 0 oluyor ama oyun aklı öyle değil. Yetenekler vücut yıllandıkça körelir. İşte Ersan’ı ayıran da bu. Gençken de şimdi de yetenekleri tabii ki vardı ama bir durup düşünün gerçekten NBA’de rekabet ettiği seviyeye bakarsanız onu ayıran çok az saf yeteneği var.

Güç olarak olmasa da hız, çeviklik, yanal ve dikey hareketlerine bakarsanız gerçekten çok köreldi ama oyun aklı tabi ki körelmiyor. Onu halen NBA’de tutan, halen yüzük kovalayan takımda playoff’ta süre bulduran şey de zekası. NBA’de son yıllarda en çok hücum faul aldıran isim olması da bu oyun zekasının bir ürünü.

Geçtiğimiz yaz oynanan Amerika maçında da bunu tekrar gördük. Rakamları da iyiydi fakat rakamlar umrumuzda olmasın. Önceden pozisyonları sezip gittiği yardımlar, kapattığı açılar, aldığı hücum fauller, hücumda sadece zekasıyla ürettiği sayılar… Sahadaki en yeteneklisi değildi, en coşkulusu da değildi ama en zekisi Ersan’dı..

 

NBA’deki başka temsilcilerimiz üzerinden gidelim. Hidayet Türkoğlu ya da Mehmet Okur’a bakarsak onları gerçekten yetenekleri ayırıyor. Yetenekler ile ayrışmak tabii ki en önemlisi çünkü tepe noktasını yükseltiyor. Rakibinden yeteneğin ile ayrılırsan Mehmet Okur gibi all star olabilirsin ya da Hido gibi NBA Finaline çıkarken takımının oyun lideri olabilirsin. Genç oyuncularımızdan Furkan ve Cedi’ye bakarsak Furkan da yetenekle ayrılacak bir oyuncu ve doğru çalışırsa o da çok iyi yerlere gelecektir. Cedi ise oyununu coşku temeline oturtan isimlere örnek gösterilebilir. CAVS’te de milli takımda da ne kadar sivrildiği an varsa hepsinde coşkusuyla, enerjisiyle sivrildi. Yetenekleri tabii ki var ama coşkusunu korumazsa yetenekleri onu NBA’de biraz zor tutarmış gibi gözüküyor.

Günün sonunda yetenek + coşku ya da oyun aklı kombinasyonlarına bakarsak yetenek sizi vücudunuz fitken en yüksek prime’a çıkarıyor. Coşku dediğimiz şey vücudunuz fitken size tutunma şansı veriyor. Zeka sayesinde ise çok uzun yıllar aynı seviyede kalabiliyorsunuz çünkü yılların etkisini azaltamadığı tek şey zeka. Ersan Ilyasova ise belki de Türk spor tarihinde zekası ile ayrılan en önemli oyuncu olarak tarihe adını yazdırıyor.  Bu nedendendir ki Ersan’dan daha başarılı olan isimler oldu ve olmaya da devam edecek fakat onun yolundan giderek yüksek seviyede tutunacak çok az oyuncu gelecektir. İçinde bulunduğumuz sezonda da Ersan’ı takdir ve teşekkürle izlemeye devam edelim, onun gibisi zor gelir…

Bunlar da ilginizi çekebilir: